|
Doğanın Vahşeti
|
| Yusuf |
Mesaj Tarihi 15-02-2009 09:08
|
Kıdemli Üye

Mesaj Sayısı: 585
Katılım Tarihi: 27.06.07
|
Asında kitap tavsiyesi yanlış oldu.Yoksa Doğanın Çığlığı mıydı?Hani şu Amerikalı yazar Jack London'un eseri.Kurtların sosyal yaşantısını ve eski Amerikan altın madencilerini anlatan.Ama filmi kitabından daha hoş. |
| |
|
|
| Edirne Nakliyat |
10-09-2010 22:30
|
Reklam Botu
Mesaj: n^x
Katılım: Asla
|
|
| IP: Yok |
|
|
| Mendel |
Mesaj Tarihi 15-02-2009 14:00
|

Üye

Mesaj Sayısı: 74
Katılım Tarihi: 02.04.08
|
Vahsetın cagrısı o.THE CALL OF THE WİLD orjınal ismi.Kurt psıkolojisinı anlatıyo tek kelımeyle harıka.Ya bı de dıkkatımı cektı bu adam sureklı kurtları konu alıyo kıtaplarında. |
| |
|
|
| Yusuf |
Mesaj Tarihi 15-02-2009 14:19
|
Kıdemli Üye

Mesaj Sayısı: 585
Katılım Tarihi: 27.06.07
|
Benim bu mesajları kim engelliyor,dışarı?Benim.. aman kim yapmışsa bu işi berbat etti.Eski haline gelsin. |
| |
|
|
| Mendel |
Mesaj Tarihi 15-02-2009 16:25
|

Üye

Mesaj Sayısı: 74
Katılım Tarihi: 02.04.08
|
Bencede. Düşünce özgürlügünün olmadıgı yerde bilim konuşulmaz böylr silmeye devam edeceklerse kapatsınlar bu sıteyı uoksa ben yok etmesını bılırım. |
| |
|
|
| Yusuf |
Mesaj Tarihi 15-03-2009 09:49
|
Kıdemli Üye

Mesaj Sayısı: 585
Katılım Tarihi: 27.06.07
|
Biraz değişik ama olsun.Üç yıldır kayıp olan gelincikler yavaş yavaş çıkmaya başladılar.Çünkü her tarafta fare var.Babaannem evikte,bundan iki yıl önce bir haftada 10'a yakın fare tuttuğunu söylemişti.Hatta yem komaya gerek yok,boş da olsa düşüyor.Bir seferinde benim kurduğum tuzağa uzun burunlu -diğerlerinden bayağı farklı- bir fare yakalanmıştı.Neyse biraz ilginç.Yani kısacası yok olan gelincikler nasıl çıktı?Veya nereye kayboldulardı?Bu soruların bir cevabı olmalı.Bir de ilginç olan bu hayvanın hareketli olan şeylere merakı.Çünkü fareyi taş duvarlar arasında bulup içindeyiyor.Az birşey izledim.Ama yavrulu olanına hiç rastlamadım.Tabi kediler de onunla hiç karşılaşmak istemezler.Çünkü yırtıcı ya da birbirlerinin yoluna hiç çıkmıyorlar.Ama duvarlarda bir koşmaları var,uçuyor.. |
| |
|
|
| Yusuf |
Mesaj Tarihi 17-03-2009 15:51
|
Kıdemli Üye

Mesaj Sayısı: 585
Katılım Tarihi: 27.06.07
|
Başka bir alan düşünün.Ama bu alan yerleşime yakın olsun,insanlara da.Hatta bazı kediler canı istediklerinde rahatça gezebilsin.O da ne?Bir kedi birşeylerle oynuyor.Neyse değersiz gibi.Ama bu soğukta vicir vicir sesler geliyor.[Anlayamadım.]Ama birşeyler olmalı.Biraz oturup bakmalalı,hatta dinlemeli.O da ne!Küçük küçük tarla fareleri ve daha büyükleri sayıları 50'yi bulan yuva ağızlarında bir o delikten bir başka delikten bakıyorlar.Canları isteyince de ot yiyorlar.Peki ne kadar yaklaşılabilir?Evet güven kazanıncaya kadar.Ya sonra kendi dünyalarında -oluşturdukları populasyonda- sessiz ama bir o kadar zevkli bir yaşamda..Aslında hiç konum değil ya söyleyim,çabuk alışıyorlar,ta bırakıp giderken sessizce vick sesiyle. |
| |
|
|
| Yusuf |
Mesaj Tarihi 18-03-2009 14:56
|
Kıdemli Üye

Mesaj Sayısı: 585
Katılım Tarihi: 27.06.07
|
Bu site her zaman şu yoksunluğu yaşadı:Yabancı ülkede eğitim görüp de orada çalışan bir araştırmacının tecrübelerini..
Çünkü olan şeyler kitap sayfalarının çok dışında.Esnek ama esne(kli)ği durduran katı bir kalalıp da.Tabi kalıbı kıran çalışanın düşünce boyutu.Hangi fikirlerle seyahat eder?
Ama daha doğrusu hayvanların bakış açısını ya da yaşamına girebilmek.Yoksa zor,yıllar geçse de zor.Çünkü öyle herkese açılacak bir kapı değil. |
| |
|
|
| Yusuf |
Mesaj Tarihi 23-03-2009 09:23
|
Kıdemli Üye

Mesaj Sayısı: 585
Katılım Tarihi: 27.06.07
|
Geçen gün internetten kuş davranışçıları hakkında bir araştırma yaptım.Şu an dünyada 1 kişi Amerika'dan,2 kişi İsrail'den ve 1 kişi de İngiltere'den olmak üzere tam 4 araştırmacı zirvede. |
| |
|
|
| Yusuf |
Mesaj Tarihi 24-03-2009 12:57
|
Kıdemli Üye

Mesaj Sayısı: 585
Katılım Tarihi: 27.06.07
|
Üst yazıdaki tarla faresi yazısının devamı:
Aynı alanda biraz gezince alanda 100 değil belki 10.000'leri bulan sayıda iki farklı çeşit tarla faresinin yaşadığını buldum.O kadar çok ki nereye adım atsanız tıpır tıpır çıkıyor.Neyse Allah'tan asırmıyorlar.Bu tür bir durum şöyle bir soruyu akla getiriyor.Bu türün veya iki türün avcısı ne?En iyisi bu tür alanlara bir değil 20-30 tane gelincik bırakmak.Ancak o,onların hakkından gelir. |
| |
|
|
| Yusuf |
Mesaj Tarihi 07-04-2009 14:44
|
Kıdemli Üye

Mesaj Sayısı: 585
Katılım Tarihi: 27.06.07
|
Örümcekler.Bayağı bir örümcek topladım.Hatta tür dağılış profilini de belirledim.Oldukça ilginç?Örneğin ne tip türler ne derece zehirli gibi?Öyleki A türü,B türünü zehirleyip öldürüyor.Tabi C türü de A türünü zehirleyip öldürüyor.Öyle ki bazı D türü de hem zehirliyor(biraz uyuşturuyor) o sırada da canlı canlı yiyor.Vallaha bunlar hepsi gerçek.Hatta bazılarından üç tip türe rasladığım da oluyor.Güzel şeyler. |
| |
|
|
| Yusuf |
Mesaj Tarihi 10-04-2009 11:54
|
Kıdemli Üye

Mesaj Sayısı: 585
Katılım Tarihi: 27.06.07
|
Htta Admin ve arkadaşları Fatih Üniversitesi'nde bu tip veya daha gelişmiş tür çeşitliliği hakkında bir veri bankası kurabilir,geliştirebilir hatta sonra bunu tüm Türkiye ölçeğine dağıtabilirler.Sonra hemen kitaba çevirebilirler.Bunun için de mutlaka bir örümcek uzmanı -en az Doç. düzeyinde- yol ve çalışma öğretebilir.Bunun için ayrıca Avrupa ve Asya'da ki örümcekler ile ilgili biyoçeşitlilik kitapları lazım.Tabi bir de Amerika veya Avrupa'da bu iş ile uğraşan bilim adamlarının açmış olduğu yabancı site ve veri tabanları da kullanılabilir.Sonra bazı bakleler okunabilir hatta yanlış çalışmalar varsa da düzeltilebilir.Sonrası daha büyük zihinlerin işi.Beni aşıyor.Zaten çoğu şey aşıyor.Neyse sizi dertllerinizle baş başa bırakmak istemem.Er ya da geç,Fatih uğraşmalı.Çünkü nladım ki genetik yardımcı bir bilim.Türkiye'de daha hızlı ve düzenli ilerlenebilecek alanlar mevcut.Çünkü tür çeşitliliği zengin.Tabi hep başkalarından okumak zorunda kalmazsak.Örneğin bazı alanlar hala eksik,bir sürü yılan çeşitleri var.Pek hala bunu bir öğrenci bile bulabiliyor.Ara |
| |
|
|
| Yusuf |
Mesaj Tarihi 11-04-2009 17:27
|
Kıdemli Üye

Mesaj Sayısı: 585
Katılım Tarihi: 27.06.07
|
Bu bozkır örümceklerine bir üçüncüsünü ben ilk defa gördüm.Nokta desenli,oldukça hoş.
Ama aynı taşın alında pardon aynı kaya yapısının yanlarında biri beyaz,biri sarı ve biri de siyah taş örümcekleri.Normalde bu örümcekler ayrı habitatlarda yaşamazlar.Ve bunlardan siyahımsı kadife renkli olan etçil.Diğerleri? |
| |
|
|
| Yusuf |
Mesaj Tarihi 02-06-2009 15:18
|
Kıdemli Üye

Mesaj Sayısı: 585
Katılım Tarihi: 27.06.07
|
Pax Aqualis-Ortadoğuda Su Barışı:Yakup Şalvarcı.Ömrümde böyle insanı barışa aynı şartlarda yaşama gibi fikirlere taşıyan bir kitap görmedim.Ama ben biyolojide nasıl bir fikir öğrenirim diye okudum ve kuyrukkakanlarda alan paylaşımı diye bir çalışma yaptım.Farklı fikirler farklı işler..
Çalışma bu sitenin ilkinde yayınlandı.Ama hiç geribildirim almadım. |
| |
|
|
| Yusuf |
Mesaj Tarihi 10-06-2009 15:41
|
Kıdemli Üye

Mesaj Sayısı: 585
Katılım Tarihi: 27.06.07
|
Bir duvar düşünelim.Yaklaşık 8 metre.Ve bu duvarda yaşayan tam 5 tane kertenkele(Tür ?).Bunları 4 ay boyunca öğrencilerle yavaş yavaş ilzledik.Hatta bir ara o kadar yaklaştık ki elimizle başını okşayacak kadar yakınlaştık.Sonra yine bir ara ikisi sarmaş dolaş olmuş.Biri diğerinin vücudunu ısırıyor.Yoksa yiyeceği onu?!Yok çiftleşeceklermiş ya ondan.Dokunmayalım..Neyse bir türlü anlamadım zaten bunların üçünün karnı zaten hep şişikti.Sıcakta öyle uyuşuyorlar ki olan bitenlere de kayıtsız kalıyorlar.Neyse..
Hele bir örümcek gördüm;gelincik çiçeğinin içinde çiçek tozlara öyle belenmiş ki göz gözü görmüyor.Azıcık rahatsız edince.. |
| |
|
|
| Yusuf |
Mesaj Tarihi 04-07-2009 20:16
|
Kıdemli Üye

Mesaj Sayısı: 585
Katılım Tarihi: 27.06.07
|
Bu çalışmam yeni;kelebekler dağlara çıkarak yeni yayılış alanları oluşturmuyorlar,aksine düz alanlara inerek yeni tür populasyonları oluşturuyorlar.Bunun bir örneğini geçen yazdım.Kelebek çöl ortamını seviyor.Yerleşkenin ortamı da yavaş yavaş değişiyor -Küresel Isınma'dan dolayı- ve yeni türleri bir şekilde kendine çekiyor.Bu şu demek:Yapılabilecek bütün çizelgeleri tersyüz edcek,hatta yeni oluşum olsa onu da değiştirip kendi ibresini kıracak.Ne yapalım,hayvanlar işte.Lafa söze gelmiyor.Ayrıca bu durum ile ilgili son iki yıldır,ufak izleme çalışmaları yaptım.Verilen müsbet bir görüşü bile değiştirebilecek kabiliyette bir akım var,çabuk değişiyor,tekrarı yok.Belirli bir sıra izlemiyor,çabuk değişebilen bir düzensizlik var.Yani fark var |
| |
|
|
| Yusuf |
Mesaj Tarihi 06-07-2009 22:58
|
Kıdemli Üye

Mesaj Sayısı: 585
Katılım Tarihi: 27.06.07
|
r-seçilim stratejisi
K-seçiim stratejisi
X (kelebek)türü,Türkiy^'de üreme stratejisi yönünden r-seçilim stratejisi gösterir.Çünkü bu türün 2008-Temmuz yoğunluğu az iken,2009-Temmuz populasyon yoğunluğu fazladır.Ve türün,populasyonu içinde en küçük bir tür içi rekabet görülmez(tamamen doğru).Diken kelebeği için dedurum aynı.Bu tür de X türüne göre aynı eğilimi gösterir fakat X türüne göre daha belirgin bir tür içi rekabet gözlenir. |
| |
|
|
| Yusuf |
Mesaj Tarihi 11-07-2009 21:27
|
Kıdemli Üye

Mesaj Sayısı: 585
Katılım Tarihi: 27.06.07
|
Yaklaşık üç yıldır izlediğim saksağan yavrusunun -o artık bir yetişkin- bir tane yavrusu olmuş.Arada sırada onu eşiyle getirip yem aramayı ve bulduğu bazı gıdaları saklamayı öğretiyor.Demek o sabırlı büyümenin sonu buydu(kışın karda,ayaz altında nasıl tek başına yem aradığını,her zaman beklediği ekmek parçalarını almak için tam saatinde geldiğini ve kendini nasıl yetiştirdiğini görme fırsatı yakaladığımı ve nasıl bir eş bularak yuva kurduğunu izledim.Hem ibretlikti hem de..).Çünkü artık kolay da görünmüyor çünkü rahat yer değiştiriyor. |
| |
|
|
| Yusuf |
Mesaj Tarihi 12-07-2009 23:40
|
Kıdemli Üye

Mesaj Sayısı: 585
Katılım Tarihi: 27.06.07
|
İSTİŞARE
Bunun en güzel örneği Cennetin Krallığı filminde Selahattin Eyyubi'nin Kudüs şehrinin(kalesinin) düşmesinden önce 4 komutanının kendi aralarında yaptıkları seri karşılıklı konuşmalarında görebiliriz.İşte Kur'an'da bahsi geçen şey yani istişare tam böyle oluyor.Bu filmim tam 3 kez seyrettim ama ilk defa ilgimi çekti.Ayrıca filmin sonunda yapılan karşılıklı konuşmalarda şehrin değerini kale komutanı soruyor.Selahattin Eyyubi cevaplıyor:
-Hiç.
Biraz ilerleyip,arkasını dönüp tekrar cevaplıyor:
-Herşey.
Gerçekten "herşey".
Bunu anlamak için Selahattin Eyyubi ile iki numaralı komutanı arasında geçen konuşmaları iyi anlamak gerek(iyor). |
| |
|
|
| Yusuf |
Mesaj Tarihi 13-07-2009 08:40
|
Kıdemli Üye

Mesaj Sayısı: 585
Katılım Tarihi: 27.06.07
|
İki farklı kelebek türü.Kanat desenleri nerdeyse aynı.Ama yaşama alanları biraz farklı.Biri çöl ortamında yaşarken diğeri(nin habitatı) bozkırın floristik olarak zenginleştiği yarı ağaçlık,su kaynağı taşıyan ve özel bir iklim sisteminin oluştuğu(bu önemli) geniş bir alan(da yaşıyor).
-Çöl Melikesi(Melanargia grumi)
-Anadolu Melikesi(ssp. noacki)[Bu alt tür ama biraz farklılık gösterdiği belli] |
| |
|
|
| Yusuf |
Mesaj Tarihi 15-07-2009 15:20
|
Kıdemli Üye

Mesaj Sayısı: 585
Katılım Tarihi: 27.06.07
|
Allah(C.C) Kur'an'da Araf Suresi'nde insanları nasıl denediğinden bahsediyor.Önce insanları rızka boğuyor.Sonra bakıyor nimeti vereni tanıyor mu?O(C.C)'nun emir ve yasaklarına uyuyor mu?Eğer uymuyorsa helake uğratıp gidiyor.Çok eski zamanlarda halklar hep böyle helak oluyor.Hatta bunu,çeşitli melekler gönderip,yardım isteyerek de deniyor.Yardım eden kazanıyor,etmeyen hem kaybediyor hem de topluca helak olup gidiyor.Bir büyüğümden dinledim:Bir ara köyde bol ekin varmış.Son derece geniş bir mahsül almışlar.Ama kimse de ne şükür(Allah şükür) ne de nimeti vereni(Allah'ı) tanıyan var.Sorsalar bu nasıl oldu?Hepsi ben yaptım,ben ektim,nerdeyse ben yetiştirdim diyecekler.Sonra hemen ertesi yıl,daha verimli tarlalar ve başaklar var.Ama ansızın bir yağmur felaketi(dolu vuruyor),ekinleri yere diziyor,buğdayları birbir başağından yerlere savuruyor.Sonra anladılar diyor:"Tufan diyorlar" diyor.Görülmeye değermiş,çünkü Allah(C.C) bunu çok eskiden insanlara da yapmış ama insanlar yine ders almamış.Unutmuşlar nimeti vereni.. |
| |
|